Reklamlarım - My Ads_1 :)

uzay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uzay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2011 Cumartesi

SON UZAY MEKİĞİ - THE LAST SPACE SHUTTLE: ATLANTIS

For English, please read the red entries.
Challenger, Columbia, Discovery, Endeavour ve Atlantis. Bunlar, ABD Hükümeti'nce 1981 yılında başlatılan ve 30 yıl süren, NASA'nın yürüttüğü insanlı uzay uçuş programında kullanılan beş uzay mekiğinin isimleri. İlk ikisi trajik kazalarda ekibiyle beraber yok olan uzay mekiklerinin bu kazalardan sonra güvenilirliği sorgulanmış, tasarım hataları olduğu iddia edilmiş ve herhangi bir tehlike anında mürettebatının güvenli bir şekilde mekikten ayrılmasına olanak verecek bir sisteme sahip olmaması nedeniyle eleştirilmiş olup, tüm bu sebeplerden ötürü bu beş mekikten başka üretim olmamıştır. 01 Haziran 2011'de STS-134 kodlu görevini tamamlayıp inen ve sonra emekliye ayrılan Endeavour Uzay Mekiği'nin ardından Atlantis Uzay Mekiği de STS-135 kodlu görevini yerine getirerek 21 Temmuz 2011'de Kennedy Uzay İstasyonu'na son inişini gerçekleştirmiştir. Atlantis'in bu inişi ile NASA'nın 1981-2011 yılları arasındaki 30 yıllık uzay mekiği programı sona ermiştir. Dört kişilik mürettebatıyla iki hafta süren son görevinde Atlantis, Uluslararası Uzay İstasyonu'na yedek parça, bilimsel malzemeler, yiyecek ve giysi taşımış, gereksiz bazı materyalleri Dünya'ya geri getirmiştir. İnsanlığın uzay araştırmalarında büyük görevler üstlenen, fırlatılışlarında ve inişlerinde büyük kalabalıklar toplayıp tüm dünyanın ilgisini üzerine çeken ve tarihteki yerini alan bu mekiklerin görevlerini tamamlamaları ve bir daha uzaya çıkamayacak olmaları uzaya ve astronomiye ilgi duyan bilimseverlerde bir miktar üzüntü yaratmıştır. Emekliye ayrılan üç mekik Amerika'daki müzelere kaldırılacak ve NASA bundan sonraki görevlerde yeni uzay araçlarını devreye sokana dek Rus Soyuz uzay araçlarını kullanacaktır. 

Atlantis Hakkında Bazı Bilgiler:
* NASA tarafından üretilen 4. mekiktir.
* İlk uçuşunu 3 Ekim 1985'te, sonuncusunu 8 Temmuz 2011'de gerçekleştirmiştir.
* Toplam 33 uçuş gerçekleştirmiştir.
* İlk görevi STS-51-J, son görevi STS-135 olmuştur.
* Toplam 307 gün uzayda kalmıştır.
* Toplam 126 milyon mil yol katetmiştir.
* Uluslararası Uzay İstasyonu'na kenetli olduğunda istasyonun enerjisini çekip kullanma yeteneğine sahip olmayan tek mekiktir. Bu nedenle ihtiyaç duyduğu enerjiyi kendi yakıt hücrelerinden sağlamıştır.

Atlantis'in son görevinin ardından inişini gösteren videoya ve bu mekiğe ait etkileyici resimlere aşağıdan göz atabilirsiniz.
Atlantis son görevini tamamlayıp inerken-The Last Landing of Atlantis/21.07.2011 (nasa.gov)





Son inişinin ardından Proses Tesisi'ne çekilen Atlantis Uzay Mekiği-After the last mission of Atlantis (nasa.gov)

Atlantis son görevinde-Atlantis was on its Last Mission/19.07.11 (nasa.gov)
Atlantis'in İlk Uçuşu - The First Flight of Atlantis/STS-51-J/03.10.1985 (nasa.gov)
Atlantis'in Son Görev Nişanı-The Last Mission Insignia of Atlantis (nasa.gov)
In English: Challenger, Columbia, Discovery, Endeavour and Atlantis. These were the five shuttles of NASA's Space Shuttle Program. This program ended with the Atlantis' last mission called STS-135 and continued for 30 years (1981-2011). Atlantis was the 4th operational Space Shuttle. STS-135 was the last flight before the Space Shuttle Program ended. Atlantis launched for the last time on 8 July 2011 and returned to Earth on 21 July 2011. With this last flight Atlantis carried spare parts, scientific materials, food and other stuff to International Space Station and brought back the unneeded materials. All astronomy & space lovers saddened with the completion of the final flight of Atlantis which served humanity for a long time.

Some Information About Atlantis:
* The 4th shuttle produced by NASA.
* The First Flight: 03 October 1985 - The Last Flight: 08 July 2011
* The Total Number of Flight: 33
* The First Mission: STS-51-J - The Last Mission: STS-135
* Atlantis spent its 307 days in Space.
* Atlantis travelled 126 million miles.
* Atlantis was the only shuttle hadn't got the ability of using energy that provided by ISS. While docked to ISS, Atlantis was using its own energy that provided by its fuel cells.

2 Haziran 2011 Perşembe

UZAY MEKİĞİ ENDEAVOUR EMEKLİYE AYRILDI-SPACE SHUTTLE ENDEAVOUR COMPLETED ITS FINAL FLIGHT

Endeavour NASA'nın 5. ve son üretilen uzay mekiğiydi. Endeavour, 28 Ocak 1986 tarihinde sağ taraf roket katı yakıt hızlandırıcısı üzerindeki bir O-ring arızasından dolayı uçuşunun 2. dakikasında infilak eden ve 7 mürettebatının canına malolan Challenger adlı mekiğin yerine yapılmıştı. 12 Mayıs 1992 tarihinde STS-49 adlı ilk uçuşunu gerçekleştiren Endeavour, Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) ilk giden ve ayrıca ilk kez gece fırlatılan mekikti. STS-134 adlı son görevini Alfa Manyetik Spektrometresi'ni  UUİ'ye taşıyarak Mayıs 2011'de tamamladı. 25. ve son uçuşunda Dünya yörüngesinde 248 tur atan ve 10.477.185 km yol katedip Kennedy Uzay Merkezi'ne inen Endeavour, 18 yıllık kariyerinde toplam 299 gününü uzayda geçirdi, 4671 kez yörüngeyi dolaştı ve 197.761.262 km'lik yol yaptı. NASA'nın söylediğine göre Endeavour emekliliğini Los Angeles'taki California Science Center adlı müzede geçirecek. NASA elindeki mekikleri emekliye ayırıp uçuş masraflarını kısarak UUİ'nin daha uzağına gidecek mekikler yapmayı planlamakta. Son görevini tamamlayıp yere inişini gösteren videoyu ve görsel olarak etkileyici olduğunu düşündüğüm birkaç görüntüsünü aşağıda paylaştım.

In English: "Space shuttle Endeavour completed its final flight by delivering the Alpha Magnetic Spectrometer to the International Space Station during the STS-134 mission." said NASA. In its 18-year career Endeavour spent 299 days in space. Here is the landing video of the last mission and some of the impressive photos of Endeavour.




 

1 Haziran 2011 Çarşamba

KARA DELİĞE YAKLAŞIRKEN NE OLUR?

Kara delikler, hiçbir şeyin hatta ışığın bile onlardan kaçamayacağı derecede yüksek kütle çekimine sahip büyük kütleli uzay cisimleridir. Ona gelen tüm ışığı soğurdukları ve hiçbirini yansıtmadıkları için KARA olarak nitelendirilirler. Varolan fizik kuramlarının tam olarak açıklayamadığı, kara delik merkezinde yaşanan olayların hala bir sır olduğu ve bu nedenle sadece kütle, açısal momentum ve elektriksel yük gibi parametrelerle tanımlanan astrofizik karmaşasıdır. Peki etrafındaki her şeyi muazzam bir şekilde içine çeken ve kaçış imkanı tanımayan bu cisimlere doğru ilerlediğinizi düşünün. Uzayın ve zamanın nasıl değiştiğini aşağıdaki video açıklıyor.

In English: Nothing, not even light can escape from a black hole. So what would happen if you fell into a black hole? The answer is in the video given below.

9 Mayıs 2011 Pazartesi

EN HIZLINIZ GELSİN !

Bilinen o ki evrende hiçbir şey ışık hızından daha hızlı olamaz. Mevcut teknoloji ile ışık hızını yakalamayı bırakın, ona yaklaşamıyoruz bile. Peki ışığın hızı ne kadar? Kütlesi olmayan, yüksüz atomaltı parçacıklar olan fotonlardan oluşan ışığın hızı saniyede 299.792 km'dir. Bu hız öyle büyüktür ki 149,6 milyon kilometre olan Güneş-Dünya arası mesafeyi 8,32 dakikada kat eden ışık, Güneş'ten bize ulaşır. Büyük şehirlerde işten eve gelişte yollarda harcadığımız süreyi ortalama 60 dakika olarak düşünürsek, bu süreç içinde ışık, Dünya ile Güneş arasını 7 kez katedebilir. Bilim insanları ışığın hızına yaklaşmak için çalışıp dururken eski tarihli ama bir o kadar da ilginç olan bir haberi sizlerle paylaşmak istedim. Bu habere göre ışık hızı çoktan aşılmış.

ABD’li bir bilim adamı, fizik kurallarını altüst eden bir gelişmede, laboratuvar koşullarında ışık hızının, bilinen sınırı olan saniyede 300 bin kilometreyi 300 kat aştığını açıkladı. Bu deneyin sonucunun doğrulanması halinde bile, ünlü fizik bilgini Albert Einstein’ın izafiyet teorisi geçerliliğini yitirmeyecek.

Princeton NEC Enstitüsü’nün uzmanlarından Dr. Lijun Wang, açıklamasında, laboratuvar deneyinin, bir ışık demetinin, içinde özel olarak hazırlanmış sezyum gazı bulunan test ortamına gönderilmesiyle yapıldığını söyledi.

Wang’ın verdiği bilgiye göre, aşırı hassas zaman ölçme cihazlarının kullanıldığı deneyde, ışık demeti, daha sezyum gazlı test ortamına girmeden ortamdan çıktı. Işık demetinin test ortamından çıkıp yoluna 20 metre daha devam ettikten sonra, ortama daha o anda girdiği belirlendi. Wang, bir başka deyişle, ışık demetinin, daha test ortamına girmeden dışarıya çıktığını belirtti. 

Test sonuçlarını inceleyen Berkeley Üniversitesi fizik profesörü Raymond Chiao, deney verilerinin “inanılmaz bir duruma işaret ettiğini” söyledi. Bilinen fizik kurallarına göre her türlü veri, en fazla, saniyede 300 bin kilometre olarak kabul edilen ışık hızıyla iletilebildiği gibi, zaman da, bu ışık hızıyla göreceli olarak hesaplanıyor.  

Wang’ın deneyinin geçerli kabul edilmesi halinde, fiziğin temel kanunlarından olan ve “nedensiz sonuç olmaz veya bir olgunun sonu başından sonra gelir” şeklinde özetlenebilecek “etki-tepki yasası”nın da yoğun tartışmalara yol açacağına dikkat çekiliyor. Bu durumda, bir olgunun başlamadan önce bitmesinin mümkün olabileceğini belirten kimi uzmanlar, bilinen zaman kavramının “çökeceğini” öne sürerken bazı uzmanlar ise ünlü fizikçinin teorisinin geçerliliğini sürdüreceğini söylüyor. 

Bu bilim adamlarının tezine göre, Wang’ın deneyi, şu örnekle açıklanabilir: Camdan dışarı baktığınızda bir adamın buza basarak düştüğünü görüyorsunuz, ama aslında o adam hala yürüyor. İşte bu durumda zamanı geri çevirip o insanı düşmeden önce uyaramayacağınız için Einstein’in teorisi geçerliliğini yitirmeyecek.  

Lijun Wang’ın araştırmasının ayrıntılarının, ünlü bilim dergisi Nature’ın yeni yayınlanacak sayısında yer alacağı belirtildi.

Kaynak: NTVMSNBC

8 Mayıs 2011 Pazar

İLGİNÇ YERÇEKİMİ VARYASYONU

Asırlar önce Dünya'nın öküzün boynuzunda olduğunu düşünen insanlar, öküz onu rahatsız eden sinekten kurtulmak için kafasını salladığında Dünya'da depremler olduğunu zannederlermiş. Düşünceler değişmiş, Dünya'nın tıpkı bir et tahtası gibi düz olduğuna inananlar çıkmış, en ucuna gidildiğinde Dünya'nın sonunu görebileceklerini ummuşlar. Babillilerin gezegenemizin yuvarlak olduğu fikrini ilk dile getirenler oldukları söylenir ve Pisagor'un da öğrencilerine bu yönde ders verdiği bilinmektedir. Neyse ki Macellan'ın Dünya çevresindeki deniz seyahati ile gezegenin yuvarlak olduğu kabullenilmiştir. Uzaya gönderilen uydulardan alınan fotoğraflar ile insanlığın kafasında Dünya'nın şekliyle alakalı bir şüphe kalmamıştır. Fakat bugünlerde o uydulardan birinden alınan verilerle oluşturulan görüntüye göre Dünya bir patatese benziyor. Konuyla ilgili haber aşağıda.


Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) uzaya gönderdiği GOCE uydusu, yerçekiminin Dünya'nın her yerinde aynı olmadığını tespit etti. İki yıl önce fırlatılan uydu, bugüne kadar 70 milyon fotoğraf çekti. Veriler ışığında yerkürenin şu ana kadar yapılmış en detaylı yerçekimi haritasını hazırladıklarını belirten bilim insanları, fotoğraflardan elde edilen 50 saniyelik görüntüyü yayımladı. Haritadaki sarı alanlar, yerçekiminin normalden fazla olduğu bölgeleri, mavi alanlarsa normalden az olduğu yerleri gösteriyor. ESA, okyanusların nasıl hareket ettiği ve Güneş ısısının nasıl dağıldığına ilişkin yeni olguların ortaya konduğu gözlemlerin, iklim çalışmalarına da ışık tutacağını söylüyor. Uydu, 2012 sonuna kadar veri toplamaya devam edecek.

Bahsi geçen videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz.



Kaynak: 02.04.11/Cmt Tarihli Radikal Hayat Gazetesi

Konuyla ilgili linkler:
http://www.esa.int/SPECIALS/GOCE/index.html